Currently Empty: $0.00
Matematik Korkusunu Yenme ve Motivasyon
Matematik Korkusu Nedir ve Nasıl Üstesinden Gelinir?
- 18 Mar, 2025
- İletişim 0
Matematik Korkusu Nedir ve Neden Oluşur?
Matematik korkusu, bireylerin matematiksel kavramlarla karşılaştıklarında hissettikleri yoğun kaygı ve tedirginlik durumu olarak tanımlanmaktadır. Bu korku, yalnızca akademik başarı üzerinde değil, bireylerin günlük yaşamlarını da etkileyen olumsuz bir durumdur. Matematik korkusunun temelinde genellikle olumsuz deneyimler, yetersizlik hissi ve sosyal çevreden gelen yüksek beklentiler bulunmaktadır. Ancak bu durumun ne şekilde oluştuğunu anlamak, onunla başa çıkabilmek için kritik bir adım teşkil eder.
Matematik korkusunun oluşumunda çeşitli faktörler rol oynar:
Olumsuz Öğrenme Deneyimleri: Öğretim sürecinde aşırı disiplinci yaklaşımlar veya cezalandırma yöntemleri, bireyde matematiğe karşı olumsuz bir algıya yol açabilir. Bunun yanı sıra zor anlaşılan konular veya eksik temeller, bireyin kendisini yetersiz hissetmesine sebep olur.
Toplumsal Stereotipler: “Matematik zor bir derstir” ya da “Matematikte başarılı olmak doğuştan gelen bir yetenektir” gibi yargılar, bireylerin kendilerini bu alanda sınırlamalarına neden olur.
Beklenti Kaygısı: Aile veya öğretmenlerin akademik başarı konusunda yarattığı baskılar, öğrencilerin matematikle ilişkisini olumsuz yönde etkileyerek kaygı seviyelerini artırabilir.
Özgüven Eksikliği: Matematikte yetersiz görüldüğüne dair bir inanç, bireyin becerilerinden şüphe etmesine ve konuya karşı önyargılı yaklaşmasına neden olur. Zamanla bu döngü, kaygının kronikleşmesine yol açabilir.
Matematik korkusunun etkileri sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsaldır. Bu korku, bireyin kariyer tercihlerinden günlük yaşam becerilerine kadar pek çok alanda sınırlayıcı bir unsur olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle, matematik korkusunun nedenlerini anlamak ve buna yönelik çözümler geliştirmek oldukça önemlidir.
Matematik Korkusunun Etkileri: Akademik ve Psikolojik Boyut
Matematik korkusu, bireyin akademik başarısını ve genel psikolojik sağlığını derinlemesine etkileyebilir. Bu korkunun akademik boyuttaki etkileri genellikle öğrencinin matematik derslerinde düşük performans sergilemesi, matematikle ilgili görev ve sınavlardan kaçınması ya da bu tür görevleri yerine getirirken ciddi zorluklar yaşaması şeklinde gözlemlenir. Matematik korkusu yaşayan bireyler, genellikle soyut matematiksel kavramları anlamakta zorlanır ve problem çözme sürecinde mantıksal akış yerine kaygıya dayalı tepkiler verir. Bu durum, ilerleyen eğitim seviyelerinde matematik başarısızlığını artırabilir ve bireylerin matematiğe gereksinim duyulan mesleklerden uzaklaşmasına neden olabilir.
Psikolojik açıdan incelendiğinde matematik korkusu; özgüven eksikliği, değersizlik hissi ve öğrenme süreçlerine karşı genel bir direnç ile ilişkilendirilebilir. Bu korkunun yaygın bir sonucu olarak bireylerde “başarısızlık beklentisi” gelişebilir ve bu durum yalnızca matematikte değil, diğer alanlarda da öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir. Matematik ile ilgili görevlerin, anksiyete tepkilerini tetiklediği sıkça rapor edilmektedir. Bu tepkiler arasında yoğun stres, terleme, kalp çarpıntısı, ve bilişsel işlevlerde geçici bir gerileme yer alabilir.
Ek olarak, matematik korkusu sosyal boyutlarda da kendini gösterebilir. Bireyler, bu korku yüzünden matematikle doğrudan ilişkilendirilen tartışma ya da grup çalışmalarından kaçınma eğilimindedir. Bu durum akademik maruziyeti azalttığı gibi bireyin özgüvenini daha da zedeleyebilir, öğrenme sürecinde yalnızlaşmaya neden olabilir. Karmaşık bir yapıya sahip olan bu korkunun ele alınmadığı durumlarda bireyin eğitim ve iş yaşamında daha ciddi sonuçlarla karşılaşma olasılığı artar.
Matematiği Sevmek: Zihninizi Yeniden Programlayın
Matematik korkusunun üstesinden gelinmesi, zihinsel bir dönüşüm sürecini gerektirir. Bu dönüşümün temelinde, bireylerin matematiğe ilişkin inanç ve duygularını, yani zihinlerinde oluşturdukları genel algıyı değiştirmeleri yatar. Matematiği sevmenin ilk adımı, bireyin başarılarının tek bir “doğru” çözüm yoluyla değil, farklı yollarla da elde edilebileceğini anlamasıdır.
Araştırmalar, matematiğe dair negatif algıların genellikle erken yaşlarda oluştuğunu göstermektedir. Bu, öğrencilerin sadece doğru cevaplara odaklanmasına neden olabilirken, öğrenme sürecini eğitsel açıdan daha az tatmin edici hale getirebilir. Matematikten keyif almayı öğrenmek, bireyin matematiği bir “sanat” veya bir “oyun” olarak görmesiyle mümkün hale gelebilir. Birçok eğitimci, problem çözme süreçlerini keşifle eşleştirerek bireylerin matematiğe olan yaklaşımını olumlu yönde değiştirmeyi önerir.
Zihni yeniden programlama sürecine yardımcı olabilecek bazı adımlar şunlardır:
Pozitif Düşünceler Geliştirme: “Matematiği yapamıyorum” gibi negatif ifadeler yerine, “Bunu anlamak zaman alabilir ama başarabilirim” gibi yapıcı düşüncelerin benimsenmesi.
Küçük Başarıları Kutlama: Her adım başarıldığında motivasyonu artırmak için ödüller oluşturma.
Empatik Yaklaşım Benimseme: Matematiği öğrenirken hata yapmanın sürecin doğal bir parçası olduğunu kabul etme.
Pratik ve Yaratıcılık: Matematiği günlük yaşamda uygulayarak ve oyunlaştırarak daha somut bir bağ kurma.
Teknolojik Araçlardan Faydalanma: Matematik uygulamaları ve interaktif platformlarla öğrenme sürecini daha eğlenceli hale getirme.
Bu yöntemler, bireylerin matematiği olumsuz bir zorunluluk olarak değil, problem çözme yeteneğini geliştiren ve merak uyandıran bir araç olarak görmesine olanak tanır. Böylece matematiğe karşı duyulan korku azalır ve yerine doğal bir öğrenme isteği gelir.
Pozitif Düşünce ve Motivasyonun Gücü
Matematik korkusunun üstesinden gelme sürecinde pozitif düşünce ve motivasyonun oynadığı rol büyüktür. Bireylerin matematiğe yönelik algılarını olumlu yönde değiştirerek, bu korkunun etkilerini azaltmak mümkündür. Zihinsel yaklaşım, akademik başarıyı büyük ölçüde etkiler. Bu bağlamda, öğrencilerin matematik konusunda yaşadığı kaygıyı hafifletmek için motivasyonel tekniklerin uygulanması önemlidir.
Pozitif düşünce, bireyin karmaşık problemlere daha açık bir zihin ile yaklaşmasını sağlar. Olumsuz içsel konuşma yerine, bireyler kendilerini destekleyici ifadelerle motive edebilir. Örneğin, “Bunu başaramam” düşüncesi yerine, “Denemeye devam edersem bu problemi çözebilirim” gibi olumlu ifadeler kullanılması önerilmektedir. Bu tür bir zihinsel değişim, kişilerin özgüvenini arttırır ve matematikte başarıya olan inançlarını güçlendirir.
Bireylerin motivasyonunu artırmak için belirli hedefler koymaları da etkili bir yöntemdir. Kısa vadeli ve ulaşılabilir hedefler sayesinde kişilerin odakları güçlenir ve ilerleme kaydetmeleri kolaylaşır. Ayrıca, başarıya ulaşmak için harcanan çabanın ödüllendirilmesi motivasyonu destekler. Örneğin, bir öğrencinin belirli bir matematik konusu üzerinde çalıştıktan sonra sevdiği bir aktivite ile ödüllendirilmesi, öğrenme sürecini daha keyifli hale getirebilir.
Grup çalışmaları ve destekleyici bir öğrenme ortamı da motivasyonu artırmada etkili bir rol oynar. Öğrencilerin matematik problemlerini grup içerisinde tartışarak çözmesi, yalnızlık hissini ortadan kaldırabilir ve iş birliğine dayalı bir öğrenme süreci sunar. Bu, aynı zamanda bireylerin birbirlerine destek olmasını ve cesaretlendirilmesini sağlar.
Son olarak, matematik eğitiminde öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklara pozitif bir öğrenme kültürü aşılaması kritik öneme sahiptir. Destekleyici ve şefkatli bir yaklaşım, korkunun yerini güven ve arzuya bırakabilir. Bu süreçte kullanılan dil de önemlidir; cesaretlendiren ifadeler ve başarıyı vurgulayıcı bir yaklaşım, öğrencinin motivasyonunu artırabilir.
Matematik korkusuyla başa çıkmak, zaman ve çaba gerektirir. Ancak pozitif düşünce ve motivasyonun sürekli bir şekilde desteklenmesi, bireylerin bu korkuyu yenmesini mümkün kılar ve matematik becerilerini geliştirme yolunda ilerlemelerini sağlar.
Görselleştirme ve Pratik Yöntemler ile Öğrenimi Kolaylaştırma
Matematik öğreniminde karşılaşılan güçlüklerin üstesinden gelmek için görselleştirme teknikleri ve pratik yöntemlerin kullanımı oldukça etkilidir. Görselleştirme, soyut matematiksel kavramların somut şekillerle ilişkilendirilmesini sağlayarak öğrenmeyi daha anlaşılır hale getirir. Örneğin, sayılar arasındaki ilişkilerin grafiklerle veya çizimlerle ifade edilmesi, öğrencilerin bu ilişkileri daha hızlı kavramasına olanak tanır. Ayrıca, geometrik şekilleri gerçek dünya nesneleriyle bağlantılandırmak, konuya olan ilgiyi artırabilir.
Pratik yöntemler, özellikle matematik korkusuyla mücadelede önemli bir araç olarak öne çıkar. Gündelik hayattaki alışkanlıkları matematikle ilişkilendirmek, bireylerin bu disiplini daha az tehditkar görmesini sağlayabilir. Örneğin, yemek tariflerinde oranların hesaplanması veya alışverişte indirimlerin hesaplanması gibi aktiviteler, matematiği daha ulaşılabilir hale getirir. Bununla birlikte, öğrencilere sık sık hata yapmalarının doğal olduğu ve bu hatalar üzerinden öğrenimlerini geliştirebilecekleri hatırlatılmalıdır.
Görsel materyallerin dijital araçlarla desteklenmesi, matematik eğitiminde çağdaş bir yaklaşımı temsil eder. Mobil uygulamalar, interaktif oyunlar ve animasyonlar, özellikle çocuklar ve gençler için öğrenimi eğlenceli hale getirir. Öte yandan, soyut kavramları modellemek için renkli grafikler, şemalar veya manipülatif materyaller kullanılabilir.
Bu tekniklerin uygulanmasında, öğrenen bireylerin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsenmesi gereklidir. Her yöntemin herkese uygun olmama ihtimali dikkate alındığından, yöntemlerin deneme-yanılma yoluyla kişiye özel hale getirilmesi önem taşır. Yaratıcı yaklaşımlarla öğrenme sürecinin etkili ve motive edici bir hale dönüştürülmesi mümkündür.
Basit Adımlarla Matematiği Anlayış ve Uygulama Üzerindeki Blokları Kırma
Matematik korkusuyla mücadelede, bu tür bir anlayış engelini aşmak için basit ve yapılandırılmış adımlara odaklanmak önem arz eder. Matematiği daha ulaşılabilir kılmak amacıyla farklı stratejiler kullanılabilir. Bu stratejilerin etkili şekilde uygulanması, öğrenme sürecini kolaylaştırabilir ve ilgili korku düzeyini düşürebilir.
1. Küçük Parçalara Bölerek Öğrenme
Matematiği anlamada güçlü bir temel oluşturmak için, karmaşık kavramların daha küçük ve yönetilebilir bileşenlere ayrılması önerilir. Örneğin, bir denklemi çözme süreci adım adım analiz edilerek aşamalar anlaşılabilir. Bu yöntem, aşırı bilgi yüklenmesini önlerken öğrencinin konuyu daha rahat sindirmesine olanak tanır.
2. Somut Örneklerden Yararlanma
Matematiksel kavramları somut örneklere dayandırmak, öğrenmeyi kolaylaştırabilir. Örneğin, yüzde hesaplamaları bir alışveriş senaryosuyla ilişkilendirilerek açıklanabilir. Gerçek dünya bağlamları, matematiksel fikirleri hem anlaşılır hem de ilgi çekici hale getirir.
3. Sabırlı ve Tekrarlı Çalışma
Yeni beceriler edinmede tekrarın önemi büyüktür. Matematikte, bir konunun tekrarlanarak pekiştirilmesi hem kavrayışı artırır hem de cesareti destekler. Öğrencinin aynı problemlere farklı yaklaşımlar denemesi de uzun vadede fayda sağlar.
4. Pozitif Destek ve Pekiştirme
Bir öğrenci, çabalarının takdir edildiğini hissettiğinde öğrenmeye karşı daha açık hale gelir. Bu bağlamda, hem kendi başarılarını fark etmesi hem de uygun rehberlik alması, özgüvenin artmasında temel bir rol oynar. Ödüllendirici bir öğrenme ortamı, matematik korkusunun yerini olumlu bir tutuma bırakabilir.
5. Alternatif Öğrenme Kaynakları Kullanımı
Farklı öğrenme stillerine hitap eden kaynaklar (örneğin görsel, işitsel veya uygulamalı materyaller), öğrencilerin konulara ilişkin daha derin bir anlayış geliştirmelerine yardımcı olur. Videolar, interaktif uygulamalar veya eğitsel oyunlar gibi modern araçlar, geleneksel yöntemlerden daha etkili olabilir.
Bu adımların uygulanması, matematik öğrenimine karşı farklı bir bakış açısı geliştirebilir ve öğrencilerin bu disipline yönelik tutumlarını olumlu yönde değiştirebilir.
Gerçekçi Hedefler Belirlemek ve Süreci Yönetmek
Matematik korkusunun üstesinden gelmek için atılması gereken ilk adımlardan biri, bireyin kendi bilgi düzeyine uygun, somut ve ulaşılabilir hedefler belirlemesidir. Hedeflerin gerçekçi olması, sürece olan güveni artırır ve motivasyonu sürdürülebilir kılar. Aşırı yüksek beklentiler, motivasyonu kırabilir ve matematik korkusunu pekiştirebilir. Bu nedenle, öğrenme sürecinde küçük ve ölçülebilir adımlarla ilerlemek önemlidir.
Gerçekçi hedefler belirlemek için aşağıdaki yaklaşımlar uygulanabilir:
Mevcut bilgi düzeyini değerlendirme: Öğrenci önce kendi eksikliklerini ve güçlü yanlarını tanımalıdır. Bu değerlendirme, nelerin öğrenileceğine dair bir harita oluşturmasına yardımcı olacaktır.
Zaman yönetimi: Matematik öğrenmenin düzenli tekrar ve çalışma gerektirdiği unutulmamalıdır. Günlük ya da haftalık planlar yapılarak, çalışmalara belli bir süre ayrılmalıdır.
Küçük hedefler koyma: Büyük hedefler yerine, daha küçük ve aşamalı hedefler belirlenmelidir. Örneğin, bir hafta içinde belirli bir konuyu anlamayı hedeflemek, daha kullanılabilir ve odaklanmayı teşvik eder.
Geri bildirim almayı önemseme: Belirlenen hedeflerin başarılma durumunun izlenmesi ve gerektiğinde hedeflerin yeniden şekillendirilmesi öğrenme sürecini optimize eder.
Hedefler netleştirildikten sonra sürecin nasıl yönetileceği bir başka kritik konudur. Süreci yönetirken planlı çalışmanın yanı sıra, stresle baş etme teknikleri de dâhil edilmelidir. Örneğin, çalışma aralarında kısa molalar verilmesi, zihnin öğrenmeyi daha iyi kavramasını sağlar. Aynı zamanda başarılar kutlanmalı; bu durum bireyin kendine güvenini artırır ve negatif düşünce kalıplarını azaltabilir.
Ayrıca, bireyin hatalarını öğrenme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmalıdır. Matematikte yapılan hatalar, problemin farklı bir açıdan ele alınmasına olanak tanır. Bu yaklaşımla, birey kendi öğrenme sürecinde aktif bir katılımcı hâline gelir ve korkunun yerini anlayış ve başarı motivasyonu alır.
Matematikte Başarı İçin Stratejik Çalışma Teknikleri
Matematikte başarı sağlamak için etkili ve stratejik bir çalışma planı oluşturmak büyük önem taşır. Plansız ve düzensiz bir çalışma yerine, organize ve hedef odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir. Belirli teknikler ve yöntemler, bireyin matematiksel kavrayışını ve problem çözme becerisini geliştirmesine olanak tanır.
Öncelikle matematikte temel kavramların tam anlamıyla anlaşılması gerekmektedir. Temel bilgiler eksikse, daha karmaşık konuları anlamak zorlaşır. Öğrencilerin başlangıçta eksik oldukları noktaları tespit etmeleri, bu alanlara odaklanmaları ve ardından daha ileri düzey konulara geçmeleri önerilir. Sürekli tekrar ve pekiştirme, bu anlamda temel bilgilerle güçlü bir ilişki kurulmasını sağlar.
Matematik çalışırken zaman yönetimi de önemli bir unsurdur. Konu tekrarları, soru çözümleri ve test uygulamaları için belirli bir çalışma programı oluşturulmalıdır. Bu program, düzenli bir ritim içinde ilerlemeye olanak sağlar. Ayrıca, öğrenilen bilgilerin unutulmaması için belirli aralıklarla tekrar yapılması ve farklı kaynaklardan çeşitli soru türleriyle pratik yapılması faydalı olacaktır.
Bir diğer stratejik teknik, matematik sorularını kategorilere ayırarak çalışmaktır. Bu yöntemle, bir kategoriyi tam olarak öğrenmeden diğerine geçilmez ve böylece karmaşa önlenir. Örneğin, geometri soruları üzerinde çalışılırken yalnızca o konunun problemlerine odaklanılmalıdır. Bu, odaklanmayı artırır ve öğrenme sürecini hızlandırır.
Son olarak, bireyin kendi hatalarına dönüp bakması ve bu hatalardan öğrenmesi kritik bir noktadır. Yapılan yanlışların nedenleri analiz edilmeli, eksik kalan konular tekrarlanmalı ve benzer hataların önüne geçilmelidir. Analiz sürecinde öğretmenler, mentorlar ya da arkadaşlarla yapılan tartışmalar, eksiklerin giderilmesine katkı sağlayabilir.
Stratejik bir yaklaşım benimseyen bireyler, matematikte özgüvenlerini artırarak başarıya daha kolay ulaşabilirler.
Destek Almak: Öğretmenler, Arkadaşlar ve Çevresiyle İlişkiyi Güçlendirme
Matematik korkusunun üstesinden gelmede, kişinin çevresinden aldığı destek kritik bir rol oynar. Özellikle öğretmenler, arkadaşlar ve ailenin bu süreçte sağladığı destek, bireyin matematikle arasında bir köprü oluşturabilir. Bu tür ilişkiler, öğrencinin motivasyonunu artırmada ve özgüvenini geliştirmede temel bir faktördür.
Öğretmenlerle İşbirliği
Öğretmenler, öğrencilerin matematiğe dair algılarını şekillendiren en önemli kişiler arasındadır. Anlayışlı ve sabırlı bir öğretmen, öğrencinin korkularını anlamaya çalışarak ve onunla empati kurarak güvenli bir öğrenme ortamı yaratabilir. Ayrıca, öğretmenler bireysel farklılıkları dikkate alarak, öğrencinin öğrenme hızına uygun yöntem ve materyaller geliştirebilir. Örneğin, bazı öğrenciler görsel materyalleri daha faydalı bulurken, diğerleri pratik yaparak öğrenebilir. Öğrencinin zorluk yaşadığı alanları belirleyip bu alanlarda rehberlik sunması, öğretmenin etkili bir destek sağlayabilmesi açısından önemlidir.
Arkadaşlarla İlişkiyi Güçlendirme
Arkadaş grupları, öğrencinin matematik korkusunu yenme sürecinde sosyal bir destek mekanizması sunar. Grup çalışmaları ve işbirlikçi öğrenme yöntemleri, öğrencinin hem başkalarıyla etkileşim kurmasına hem de kendi bilgilerini paylaşmasına olanak tanır. Bu tür ortamlar, öğrencinin yalnız olmadığını ve zorlukların paylaşılarak daha kolay aşılabileceğini görmesini sağlar. Ayrıca, matematiğe karşı olumlu bir yaklaşımı olan arkadaşların varlığı, bireyin kendi tutumunu değiştirmesi yönünde teşvik edici olabilir.
Aile ve Çevreden Destek
Matematik korkusu yaşayan bireyler için, aile desteği duygusal güvence sağlar. Aile fertleri, öğrencinin başarısızlık korkusunu azaltmak için, iyi niyetli ve sabırlı bir tutum sergilemelidir. Örneğin, ebeveynlerin baskı yerine teşvik edici ifadeler kullanması, öğrencinin daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda yakın çevre, öğrencinin matematikle başa çıkma sürecinde cesaretlendirilmesini sağlayabilir. Pozitif bir çevrede büyüyen bireylerin, matematiğe karşı daha açık bir yaklaşım geliştirme olasılığı yüksektir.
Destek mekanizmalarının sağlıklı şekilde yapılandırılması, matematik korkusunun uzun vadeli bir şekilde azaltılmasına ve bireyin özgüveni artırılarak akademik başarılarının güçlendirilmesine katkı sağlar.
Fizik Özel Ders
(0.0/ 0 Derecelendirme)
Çayyolu Fizik Özel Ders – Bilişsel Akademi ile Fizikte Başarı Garantili Eğitim
Çayyolu’nda birebir fizik özel ders. TYT–AYT, DGS, lise ve üniversite öğrencilerine yönelik program. Uzman öğretmenler, kişiye özel planlama, ücretsiz deneme...
Online Matematik Özel Ders
(0.0/ 0 Derecelendirme)
Online AYT Matematik Özel Ders – YKS’de Zirveye Çık!
Online AYT Matematik özel dersleri, sadece sana özel birebir eğitim programı ile sınav başarını artırmak için tasarlandı. Haftalık program, konu...
Online Matematik Özel Ders
(0.0/ 0 Derecelendirme)
Online Ortaokul Matematik Özel Ders | Birebir, Canlı ve Seviyeye Uygun Eğitim
Online Ortaokul Matematik Özel Ders, 5–8. sınıf öğrencilerine özel canlı birebir eğitimdir. Öğrencinin seviyesine uygun müfredat, bireysel takip, haftalık rapor...
LGS Matematik Özel Ders
(0.0/ 0 Derecelendirme)
Online LGS Matematik Özel Ders: Kişiye Özel Sınav Hazırlığı!
Online LGS Matematik Özel Ders, birebir ve tamamen öğrenciye özel bir hazırlık süreci sunar. Deneyimli eğitmenler, LGS formatına uygun müfredat,...
AYT Matematik Online Özel Ders: Sınavda Maksimum Başarı İçin Birebir Eğitim!
Bilişsel Akademi’nin AYT Matematik Online Özel Ders programı, öğrencilerin birebir eğitimle konu eksiklerini tamamlamasını ve matematik netlerini artırmasını sağlar. Zor...
Online Matematik Özel Ders
(0.0/ 0 Derecelendirme)
TYT Matematik Online Özel Ders: Sınavda Başarı İçin Kişiye Özel Hazırlık!
Bilişsel Akademi’nin TYT Matematik Online Özel Ders programı, öğrencilerin birebir eğitimle matematik netlerini artırmasını ve sınavda başarılı olmasını sağlar. Eksik...










